Demir dolu dolu 6 aylık oldu. Ne zaman oldu anlamadıysamda, oğluşum artık biraz destekle oturabiliyor, ona seslendiğimizde bakıyor, yaptıklarımıza gülüyor ve yemek gördümü deliriyor 🙂 Kısacası Demir büyüyor. 
 
Bebişim henüz süt çocuğu olduğundan dolayı fotoğrafçılığa ara vermiş olsamda Demir’im sağolsun evde de olsa küçük çekimler yapmama olanak tanıyıp içimdeki çekim arzusunu biraz olsun tatmin etmeme yardımcı oluyor. Her ay olduğu gibi Demir için bu ay nasıl bir konsept çekim yapabilirim derken bir anda aklıma küçük abisinin korsan kostümü geldi. Ya sadece şapkasını kullanacaktım ya da başka bir kostüm ayarlayacaktım çünkü üstü ona büyük gelir diye düşünüyordum. Yanıldım. Gayet de güzel oldu aslında. Hernekadar ben dış çekimleri daha çok sevsemde hava koşulları nedeni ile evde derme çatma bir stüdyocuk hazırlayıp ısıtıcıyıda açtıktan sonra başladım deklanşöre basmaya. Korktuğum gibi olmadı.
Demir’im beni üzmedi ve düşe kalka destekle oturarak bana pozlarını verdi ama kuzucuk ciddiyetini koruyarak çok gülmedi :). Bu tip bebek fotoğrafı çekimlerinde bebeğin dikkatini çekmek, bu dikkati anlık olarak koruyup deklanşöre basmak çok önemli. Neyseki anneannemiz ve ablamız sağolsunlar bir şekilde bana destek oldularda ben de birkaç kare yakalayabildim. 

Okumaya devam et

Kimi annenin kabusu, kimi annenin özlemi, kimi annenin ise vazgeçilmezidir “EMZİRME”.
 
Ve benim hiç anlamadığım bir durumdur, kendi bedenini düşündüğü için EMZİRMEYEN anne.
 
Anne olan bilir, aksi bir durum olmadığı takdirde ( sütün gelmemesi, hastalık durumu vs.) bebek ile anne arasında en sıkı bağların kurulduğu anlardır emzirme anları.
Bebeğin ilk doğduğu andan itibaren emme refleksi ile doğup rahat ettiği belkide tek yerdir.

Okumaya devam et

Dün (Eylül,27) benim doğumgünümdü.
 
Otuzlu yaşlara veda ettiğim ama halen daha otuzlarda hissettiğim bir gündü. Hiçbir zaman yaşımı sorgulamadım belkide sorgulamaya vaktim olmadı ya da sorgulamak istemedim… Haa bir dakika. Yalan olmasın. Yirmili yaşlardan otuzlara geçerken bir ara sanırım stres olmuştum, daha doğrusu bir korku sarmıştı içimi diye hatırlıyorum. O da şimdi yazarken aklıma geldi, demek ki o kadar da korkunç değilmiş :)).

 

Bu şekilde sorgusuz hissetmemde sanırım ailemin etkisi büyük. Hareketli, yoğun bir hayatım var aslında. 3 oğlumuzla zaman akıyor ve bir bakıyoruz pazartesi bir bakıyoruz cuma olmuş. Aslında herkesin öyle değil mi? Yoğun iş temposunda hele ki bu zamanda anı yaşayamıyoruz bile çoğu zaman. 
Okumaya devam et






3son1mom : 3oğlan1anne

İsmi yeni koydum. Hani üçledik ya ondan :))

Bazen içim kabarıyor. Yazmak istiyorum. Yaş 40 a merdiven dayayınca ( kırk mıııı ) insanın edebiyatı coşuyor olabilir mi ? Hele bir de 3 çocukla koştur koştur bir hayat yaşıyorsan…

Evet. Uzun zamandır yapmak istediğim şeye, blog yazmaya bir adım atıyorum. Aslında web sitem üzerinden zaten zaman zaman yazıyordum ama hep ayrı bir blog sayfası açmak vardı aklımda. Demir’in de doğmasıyla 3 kuzulu bir anne olunca adımıda buldum, blogumuda açtım. 

Blog yazmak çok zaman ve özveri isteyen birşey. Takip ettiğim bloggerları şimdi daha çok takdir ediyorum. Şu iki yazıyı yazacağım diye oldukça zorlandım. Demir bütün gün gak guk edince yazıları bitirmek akşama kaldı. E ne yapalım öyle ya da böyle bu blogu sürdürmeye ve geliştirmeye çalışacağım. 

Fotoğrafçı bir anne olarak bol fotoğraflı bir blog olacağı kesin. Yerinde durmayan biri olduğumdan çocuklarla yaşadıklarımı, gezip gördüklerimizi, önerilerimi, eleştirilerimi, yemek tariflerimizi, aktivitelerimizi ve benzeri bir çok şeyi burada paylaşacağım. Artık zaman ne gösterir bilemem ama haydi başlayalım… 

Okursanız ne mutlu bana, okumazsanızda canınız sağolsun :)) 


Eylül ayını severim. Ne de olsa bu ayda doğmuşum. Havasıyla, yazdan kışa geçiş olmasıyla ve çocuklarım okullu olduğundan beri okulların açıldığı ay olmasıyla EYLÜL’ü daha da bir sevdim ne yalan söyliyeyim 🙂 .

Geçen senede bu sevgimden bahsetmiş ve okulların açılmasına dair bir yazı yazmışım. Demişim ki : Çocuklar okula, anneler tatile... duygular aynı tabii 🙂

Öncelikle yeni eğitim ve öğretim yılımız hepimize hayırlı olsun. Hernekadar yenidoğan bebişimizin ailemize katılmasıyla bu yaz bana biraz daha zor geçmiş olsada 3 ay geçti gitti bile. Son haftalarında artık iple çektiğim ve “çocuklarım eğitimden bu kadar uzak kalmamalılar, o güzel okullarına kavuşsunlarrr artıkkk” diyerek dile getirdiğim gün geldi çattı ve ev bir anda Demir’le bize kaldı. Artık rol mü yapıyorlar yoksa gerçekten mutlulukla mı gidiyorlar bilmiyorum ama benimkiler şu an için bu durumdan memnunlar.

Bilmeyenler için söyliyeyim, büyük oğlum Bora 8 yaşında ve bu sene 3. sınıf oldu. Ne zaman anasınıfını bitirdi, ne zaman 1 ve 2. sınıfdan mezun oldu inanın anlamadım. Her zaman söylerim zaman çok ama çok hızlı geçiyor dolayısıyla her anın tadını doyasıya çıkarmak lazım yapması zor olsada 🙁

Doruk, 2 numara ve 5 yaşında. Benim afacan Doruk’um o. Bilen bilir 🙂 O da bu sene anasınıfı oldu. Daha bir büyüdü ve en önemlisi o da artık bir abi oldu. Yazın oynamaktan tam farkına varamamış olsada şu anda abi olduğunun gayet iyi farkında ve bunu da bizlere (!!) zaman zaman yansıtıyor.

Demir’im ise henüz 4 ayı yeni bitirdi. Anne yuvasına gidiyor 🙂 yani anasının kucağında henüz. O da abileri olmayınca birazcık dinleniyor yoksa abilerinin mıncıklamasından ona da geliyor terelelli durumları 🙂

İşte bizde okul durumları böyle. Sabahın 06.45 inde başlayan okul maratonu 17.00 de son buluyor bizim evde. Bu sadece koşuşturması. Bir de bunun ödev kısmı var.

Gittikçe karışan, zor bir hal alıp çocuklarımızı saçma sapan bir yarışa sokan bu okul sistemimizle her geçen sene daha da bir yakınlaşıyoruz. Diliyorum ki, çocuklarımızın üstesinden kolaylıkla gelebilecekleri bir yıl olsun inşallah…

Ya biz anneler… Şimdi biraz dinlenme zamanı… Koşuşturmacalarla geçen, aktivitelerle oyalamaya çalıştığımız, ipad oynuyorlar diye sinirlendiğimiz ama bazen de istemeyerekde olsa bizim başvurduğumuz, çalışırken tatillerimizi onlara göre ayarlamaya çalıştığımız, kim bakacak diye dertlendiğimiz, ödevlerini bitirmeleri için bıdı bıdı yaptığımız bizler için koca bir yaz sonrasında nefes alma zamanı tabii kafamızda yapılması gereken bir sürü şeyin planlarıyla.

Hepimize kolay gelsin.
İyi tatiller.